Kayseri’de Sessiz Bir Sabah
Güneş yeni doğuyordu ve Kayseri’nin dar sokaklarında hafif bir serinlik vardı. Kahvemi alıp penceremin kenarına oturdum, dışarıya bakarken kalbim hem heyecanlı hem de hüzünlüydü. Bugün garip bir merak vardı içimde: İdil’in Kürtçe ismi neydi? Biliyorum, belki de önemsiz gibi görünebilir ama benim için önemliydi. Onun köklerini, geçmişini biraz daha anlamak istiyordum.
Gözlerimi kapatıp hayal kurdum. İdil’in küçükken nasıl koşuşturduğunu, saçlarının rüzgarda savruluşunu düşündüm. Onun ismini duyduğumda içimde bir sıcaklık hissediyorum; ama Kürtçe ismini öğrenmek, sanki onu daha yakından tanıyacakmışım gibi hissettiriyordu.
İlk Mesaj ve Kalbimdeki Heyecan
O sabah ona mesaj attım. “Merak ettim, İdil’in Kürtçe ismi ne?” yazdım. Ekrana bakarken bir yandan kalbim deli gibi atıyor, diğer yandan da küçük bir endişe vardı; ya kırılacak ya da cevap vermeyecek diye düşündüm. Ama beklemek bile güzeldi. Mesajın mavi tiklerinin yanında geçen saniyeler, dakikalar… her biri kalbimde yankı yapıyordu.
Cevabı geldiğinde ellerim titredi. “Navê min Jîl e” yazıyordu. Jîl… O an kelimenin hafifliği, dudaklarımda tatlı bir tat bıraktı. Düşündüm, “Jîl, yani İdil. Aynı ama farklı bir dünyadan.”
Jîl ve Benim İçimdeki Fırtına
O gün içimde bir fırtına koptu. Hem mutluydum hem hüzünlüyüm. Mutluydum çünkü o ismi öğrendim; hüzünlüyüm çünkü bu ismin onun geçmişiyle, kökleriyle ne kadar derin bir bağ kurduğunu fark ettim. İçimdeki heyecanla günlük defterimi açtım ve yazmaya başladım. Her kelimeye onun ismini, Jîl’i ekledim.
Kayseri’nin taş sokaklarında yürüyüşe çıktım. Hava soğuktu ama içimde bir sıcaklık vardı. Jîl’i düşünüyordum. Onunla konuşurken, gülüşünü hatırlarken, bazen hayal kırıklıklarına kapılsam da, içimde hep bir umut vardı. Belki bir gün, birlikte bu sokaklarda yürürken onun ismini farklı bir dille söylemenin verdiği o güzel hisle birbirimize bakacağız.
Küçük Anların Önemi
O gün akşamüstü bir kafede oturup insanları izledim. Herkes kendi telaşında, kendi hikayesinde… Ben ise Jîl’in Kürtçe ismini tekrar tekrar mırıldanıyordum. Hayal kırıklıkları, geçmişteki yalnızlıklar ve umut dolu bekleyişler aklımda dönüp duruyordu. Sanki o ismi bilmek, beni biraz daha insan yapıyordu.
Hani bazı anlar vardır ya, bir kahve kokusu, bir gülüş, bir kelime… İşte o an da öyle bir andı. Jîl… İçimde hem hafif bir sevinç hem de derin bir özlem yarattı. O kelimeyi duymak, onun geçmişine dokunmak gibiydi.
Kalbimde Bir Yer Açmak
Gün biterken defterimi kapattım. Kelimelerle dolu sayfalara bakarken, içimde bir huzur vardı. Belki de insanın kendi hislerini kabul etmesi, onları kelimelere dökmesi gerekiyordu. Jîl’in Kürtçe ismini öğrenmek, onun dünyasına bir pencere açmak gibiydi.
O gece yıldızlara baktım. İçimdeki umutla, hayal kırıklıklarıyla ve heyecanla sessizce fısıldadım: “Jîl… seni daha iyi tanımak istiyorum.” Ve fark ettim ki, kelimeler sadece birer ifade değil, insanın kalbine dokunan küçük köprülerdi.
Yeni Bir Başlangıç
Ertesi gün, Kayseri’nin sabahında yine yürüyüşe çıktım. Jîl’in ismini düşündüm ve içimde bir cesaret belirdi. Belki de artık, sadece bir kelimeyi bilmekle yetinmeyecektim; onunla daha çok anı biriktirecektim. Kalbim hafif, umut dolu ve biraz da heyecanlıydı.
Bazen bir isim, bir kelime, bir an… hayatın anlamını değiştirebilir. Jîl… artık benim için sadece bir isim değil, duyguların, geçmişin ve umutların birleştiği bir köprüydü.
Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken, içimdeki bu duyguları hissetmek, onları kabul etmek… işte hayatın en saf haliydi. Ve ben, Jîl’in ismini her söylediğimde, hem kendimi hem de onu biraz daha anlıyordum.
—
Toplam kelime: 765