Hayrat Çeşmesinin Faturasını Kim Öder?
Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken, bir gün sıradan bir anı geçireceğimi hiç düşünmemiştim. O günün sabahı, şehre özgü o nostaljik his vardı ya… Her şeyin sakin, bir o kadar da belirli bir hızda ilerlediği his. Ama hiç kimse, günün sonunda sıradan bir fatura hakkında yazı yazmayı beklemezdi. Ya da belki beklemeliydim, kim bilir?
Fatura, Çeşme ve Duygular
Günlerden bir gün, iş çıkışı Hayrat çeşmesinin başında bekleyen bir grup insanla karşılaştım. O çeşme, yıllardır Kayseri’nin simgesi gibiydi. Herkesin “Bir içme suyu içerken dua edelim” dediği o çeşme… O gün ben de yanlarına yaklaştım. Ama fark ettiğim bir şey vardı: Hayrat çeşmesinin suyu hala bedava, ama birinin bu hizmeti sürdürebilmesi için faturasını ödemesi gerektiğini düşündüm. O gün, o çeşme, bana hayatın ne kadar derin ve karmaşık olduğunu hatırlattı.
Gözlerimdeki Hayal Kırıklığı
O an, biraz fazla düşünceli olmanın getirdiği bir ruh halindeydim. Çeşmeye su getiren, ondan faydalanan ve hatta onu kucaklayan insanlar… Ama sonunda birileri bu çeşmenin devamını sağlamak zorunda. “Hayrat çeşmesinin faturasını kim öder?” diye düşündüm. Yıllardır ücretsiz olarak kullanılan bu kaynağın, bir gün birilerine yük olacağına inanmak, beni derinden etkiledi. Hangi kaynak bedava kalabilir ki? Hangi iyi niyet kalıcıdır?
İç sesim:
“Belki de bizler hiç düşünmedik, o çeşmeye gelen suyun ödenmesi gerektiğini. Her şeyin bir bedeli vardır, değil mi?”
Yıllardır kayıtsızca içilen, susuzluktan kurtaran su, sonunda bize ağır bir bedel ödetebilir. Şimdi sormak istiyorum: Bu bedel kimlere, nasıl yansıyacak? Kimse düşünmek istemiyor, belki de…
Ailem ve Toplumun Sorumluluğu
Bu soruyla bir an durakladım. Aileme, çevreme bakarak, bir yandan içimi kemiren bu duyguları dillendiriyorum. Toplumda gerçekten kimse Hayrat çeşmesinin faturasını ödeme sorumluluğuna sahip mi? Gözlerim parlıyor. Hayatımda ilk kez bir nesnenin, bir işin sorumluluğunun kimde olduğunu gerçekten merak ediyorum. Hayrat çeşmesinin, yaşatılmasına, korunmasına, suyun sürekli akmasına kim karar verecek? Ya da belki de kimse bu konuda adım atmayacak, hayat kaldığı yerden devam edecek.
İç sesim:
“Ne olacak ki? İşte, normalde her şey olduğu gibi devam eder, değil mi?”
Hayat, bu kadar basit bir düzene sahip değil mi? İşin içinde duygular, fedakarlıklar ve bilinçaltımızın taşıdığı yükler var. Bir çeşmenin faturasını ödemek, kimseye ciddi bir yük gibi görünmeyebilir. Ama bana göre, bu olayda belki de, bir toplumun, bir şehrin genel sorumluluk duygusu yatıyor.
O Gün O Çeşme Beni Değiştirdi
O an, hayatımın geri kalanına etki eden bir soruyu kendime sordum: Kimse başka birinin yükünü taşımak istemiyor mu? O çeşmenin sorumluluğunu paylaşanlar, sırtlarına aldığı sorumlulukları taşımakta ne kadar hazırlar? Toplum, sürekli olarak su ihtiyacını karşılamak için verilen bu çabayı takdir ediyor mu?
O gün aklımda kalan sorular ve duygularla, eve dönerken içimden geçen düşünceler bir hayli derindi. Çünkü her şeyde olduğu gibi, yaşamda da bedel ödemek gerektiğini fark ettim. Bu, sadece Hayrat çeşmesiyle ilgili değil, hayatın her anı için geçerli. Şehirler, insanlar, doğal kaynaklar… Bir şekilde hepsi birbirine bağlı ve birinin faturasını, bir başkası ödemek zorunda.
İçimden Geçenler: Umut ve Düşünceler
İçimdeki hislere bir anlam vermeye çalışırken, bir yandan da umutla doluyorum. Evet, belki fatura ödenmesi gereken bir şeydir, ama hepimizin sorumluluğunda. Eğer bir çeşme var, o çeşme sadece tek bir kişiye ait değil. Toplum olarak, hepimiz ona bakmak, onun devamlılığını sağlamak zorundayız. Tıpkı Hayrat çeşmesindeki su gibi… Hepimiz bir yerlerden içiyoruz, ama unuttuğumuz bir şey var: Her şeyin bir bedeli var. İşte o bedel, sorumluluk duygusuyla iç içe olmalı.
İç sesim:
“Belki de işin sırrı, bu sorumluluğu hep birlikte paylaşabilmekte.”
Sonuç: Fatura Kim Ödeyecek?
Bugün Hayrat çeşmesinin suyu gibi, hayat da bize sürekli olarak sunuluyor. Kimisi şehre, kimisi insanlara, kimisi de bir çeşmeye hizmet eder. Ama sonunda hepimizin bu hayatta taşımamız gereken sorumluluklar var. Bu sorumluluklardan kaçamayız. Bu da belki, hayatın gerçek anlamını daha derinden keşfetmemizi sağlar.
“Hayrat çeşmesinin faturasını kim öder?” sorusu basit görünse de, aslında hayatın daha karmaşık yönlerini keşfetmemize yardımcı oldu. Her birimizin yükü var, ama belki de birbirimize yardımcı olabilmek, bu yükleri hafifletebilir. Her şeyin bedeli olduğu gibi, sorumlulukların da bir bedeli var.
Ve son olarak, bu yazıyı yazarken şunu düşündüm: Belki de hayatı daha güzel kılmak için, hepimizin biraz daha sorumluluk alması gerekir. Hayrat çeşmesinin faturasını, belki de hep birlikte ödemeliyiz.